Koronavirüs Sonrası Hayat

Korona virüsü (ingilizce adı ile Coronovirus (Covid-19)) ilk olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde ortaya çıktı. Daha sonra hızla yayılarak bütün dünya ülkelerini etkisi altın aldı. Ülkeler halklarını bu virüsten kurtarmak için ciddi çalışmalar ortaya koymaya başladılar.

Ülkemizde Mart ayının ortalarında görülmeye başlayan Koronavirüs’ün yaygınlaşmaması ve milletimizi etkilememesi için devletimiz olağanüstü bir çabanın içinde oldu. Özellikle Sağlık bakanımız büyük bir özveri ile gece gündüz demeden mesai yaptı. Sağlık çalışanlarımız da bakanımızdaki bu özveriyi aratmayacak hummalı bir gayretin ve hizmetin içinde oldular. Ülkemizin sağlık sisteminin alt yapısı çok iyi düzeyde olmasından dolayı başarılı hizmetler birer birer peşi sıra geldi. Devletin almış olduğu tedbirlere vatandaşlarımızın sağduyulu uyumu neticesinde birçok dünya ülkesinden iyi durumdayız. Koronavirüs ile birlikte birçok insan devletin “Evde kal, hayat eve sığar” gibi sloganlarıyla hayatını evden idame etmeye başladı. İhtiyaçlarının birçoğunu da dijital ortamdan temin etmeye başladı. Bu süreçte okulların tatil edilmesiyle de çocuklar eğitimlerine uzaktan eğitim modeli ile devam etmeye başladılar.  İnsanların birçoğu alışveriş ihtiyaçlarını e-satış yapan firmalar üzerinden temin eder hale geldiler.

Koronavirüs elbet bir gün son bulacak insanlar ülkemizde ve dünyada normal hayat düzeyine dönecekler. Ancak insanların bundan sonraki hayatlarında çok ciddi değişimler olacak. Öncelikle virüs ile birlikte insanlar hayata tutunabilmek ve virüsten korunmak için kendileri geliştirdikleri ya da ilgili uzman kişilerden edindikleri bilgiler çerçevesinde tedbirler almaya başladılar. Bazen alınan bu tedbirlerin dozajı bir hayli fazla olmaya başladı. Toplumda her an virüs ile muhatap olacağı korkusu gün geçtikçe artmaya başladı. Bu korku ve panik insanlarda strese yol açmaya daha da ötesi psikolojik travmaya doğru eğilim başlattı. Bu belki normal hayata dönüldüğünde de bir süre daha etkisini göstereceğe benziyor. Aslında burada endişeye ve panik durumuna düşülmemesi gerekir. Zira hayatın her anı huzur, mutluluk ve neşe dolu değil. Allah bizi bir şekilde imtihan ediyor. Bu virüs olayı da bir bakıma imtihanın bir parçası. Sabır gösterip, metanetli olmak gerekir. Elbette yetkililerin uyarıları azami ölçüde dikkate alınacak ancak bu tedbirler alınırken de aşırıya giderek psikolojik bir travma etkine sebebiyet verecek boyutlara getirilmemelidir.

Virüsün hayatımızda değişime sebebiyet verecek bir diğer olay ise eğitim meselesi. Virüs ile birlikte hayatımıza giren uzaktan eğitim modeli aslında virüsten sonra hayatımızdan tamamen çıkmış olmayacak. Belirli periyotlarda uzaktan eğitim sürdürülecek. Dolayısıyla bu durum eğitim anlayışında yeni bir döneme girileceğinin işaretidir. Zaten şu anda belirli aşamalarda bazı internet uygulamaları ile bu yapılıyor. Önümüzdeki süreçte dijitalleşme ve insanların elektronik ortamlara daha fazla adaptasyonu ile birlikte daha yaygın hale gelecek. O nedenle bu uzaktan eğitim sistemi geliştirilerek daha rantabl hale nasıl getirilir bunun üzerinde kafa yormak gerektiğini düşünüyorum. Çocuklar belki yetişkinlere göre bu anlamda bir adım önde sayılabilirler. Çünkü onların çağı olan bu dijital çağa, beyin dağarcıkları taze olduğu için daha kolay ve daha hızlı adapte olabiliyorlar. Uzaktan eğitim modelinde en doğru teknikleri geliştirip, gerekli alt yapıların da bu süreç içinde sağlamlaştırılması ve en önemlisi bu duruma insanların aklen ve fikren hazır hale getirilmesi gerekmektedir.

Virüs ile birlikte bir diğer değişim ekonomi ve iş dünyası alanında olacaktır. Zaten bütün dünyada ve ülkemizde yakın zaman diliminde başlayıp hızlı bir şekilde de yaygınlaşan alışveriş hayatı dijital mecraya taşınacak. E-satış firmalarında ciddi artışlar başlayacak. Sosyal medya ağlarında satış yapmaya çalışan bireysel kişiler de bu sistemin içine dahil olarak ticari hacimdeki pay büyüyecektir. Yani ticaret reel hayattan sanal hayata doğru kayacaktır. Özellikle bugün AVM’ler de başta olmak üzere birçok il ve ilçede mağazacılık zinciri içinde olan giyim sektörü, gıda sektörü kısacası perakende sektörü kabuk değiştirecek. Mağazalarını zaman içerinde tasfiye etme yolunu tercih edecek. Zaten şu anda hali hazır da e-satış yönleri de olan bu firmalar e-satıştaki hacimlerini genişletecekler ve bir süre sonra da tamamen e-satışa yönelmiş olacaklardır. E-satışa yöneliş beraberinde bu sektörde istihdam edilen azımsanmayacak bir kitlenin işsiz kalmasına sebep olacaktır. E-satışa yöneliş sadece istihdamı etkilemeyecek gayrimenkul sektörünü de çok ciddi etkileyecektir. Aşırı şişen kira bedelleri düşecek, ya da boş kalacak binlerce işyeri olacaktır. Bütün bunlara hazırlıklı olmak gerekir. Tedbirler bu minval üzerine alınmalıdır. Gelecek kurgulanırken bu detaylar göz önünde bulundurulmalıdır.

Ayrıca ticari hacim e-satış yönünde artış gösterince bankacılık sisteminde de bazı değişiklikler olabilir. Özellikle kredili satış dediğimiz kredi kartı ile alış veriş daha fazla yaygınlaşacağından kredi kartı kullanımında ciddi artışlar ortaya çıkacaktır. İnsanlar canlı para dediğimiz nakit para ile çok fazla temas etmek istemeyecek ve bütün işlemler bankacılık sistemi içinde daha yoğun yaşanacaktır. Belki de zamanla kağıt para sistemi de tamamen değişim gösterebilir. Bugün ABD başta olmak üzere bazı yerlerde kullanılan “kripto para” sisteminde ciddi bir alt yapı kurulabilir ve altına dayalı reel bir kripto para oluşturulabilirse bankacılık sistemini ve özellikle faiz sistemine dayalı para sistemine de bir darbe vurulabilir.

Virüs ile birlikte ortaya çıkan konulardan birisi de şu. Toprak artık çok değerli olacak. Ekilebilir arazisi olan ülkeler bu arazilerine doğru ürünleri ektiklerinde dünyada bir adım önde olacaklardır. Ülke olarak çok ciddi verimli arazilere sahibiz. Bu arazilerimizi en doğru şekilde kullanabilir isek, virüs sonrası hayat için bize en büyük katkı buradan gelecektir.

Önümüzde hepimizi bekleyen yeni bir hayat var. Bu hayata en doğru adımı atan, en doğru şekilde adapte olanlar kazanacaktır. Bazen hayır gibi görünen şeyler şer, şer gibi görünenler hayır çıkabilir. En önemlisi de ülke olarak ekilmeyen toprakların kıymetini bilerek tarım alanında yeni bir çığır açabiliriz.

 

Kontrol Ediliyor

“Nerede o eski bayramlar”

“Nerede o eski bayramlar” Çin’in Vuhan şehrinde başlayan Kovid-19 salgını insanların sosyal hayatlarında büyük değişikliğe …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Open chat
İletişime Geç!
Powered by