fbpx

Yok olmak veya hayatta kalmak için zaman daralıyor!

Mehmet ÇETİNBAŞ

Herakleitos’a ait olan, dilimizde çok klişeleşmiş bir söz var ya, “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” diye, aslında çok hakikatli bir söz. Hatta her geçen gün önemini artırıyor. Yılla önce okuduğum bir kitapta, Hz. Ali’ye ait bir söze rastlamıştım. Zaman zaman da kullanmayı severim bu sözü. İlk duyduğumda bu söze bayılmıştım. Burada Hz Ali diyor ki, “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre yetiştirmeye çalışmayın, onları kendi zamanlarına göre yetiştirin.” Üzerinden 1400 yıldan fazla vakit geçmiş ama bu söz geçerliliğini halen devam ettirdiği gibi, önemi de her geçen gün artıyor. Konumuz çocuk yetiştirmek değil. Fakat o zamanlar değişim ne kadar hızlı oluyordu ki, Hz Ali halka bu uyarıyı yapma gereği duymuş.

Peki, günümüzde öyle mi? Teknoloji ve internet sayesinde her şey sabahtan akşama, akşamdan sabaha o kadar hızlı değişiyor ki adeta başımız dönüyor. Üzülerek görüyorum ki bazı insanlar olayları çok geriden takip ediyor. Hayır hayır haberleri demiyorum! Olan biten şeylerin bizleri nereye götürdüğünü görmekte zorluk yaşıyor. Teknolojik gelişmenin hayatımızı nasıl kolaylaştırdığını ve değiştirdiğini gördüğü halde, bundan sonra nereye doğru evrildiğini göremiyor. Maalesef değişimin getirdiği risk ve fırsatların farkında değil. Hayatımızı doğrudan etkiliyen günlük olayların akışına o kadar çok kapılıyor ki, birileri atı alıp Üsküdar’ı geçtikten sonra, arkasına takılıp akıntıya kapılarak yaşıyor. Bakmısınız, 1994 yılında hayatımıza giren cep telefonu şimdi ayrılmaz bir parçamız oldu. Neredeyse her işimizi onunla yapıyoruz. Covid-19 ile bu değişimin hızı katlandı. Bir anda ticarettin büyük bölümü sosyal medya ve E-Ticarete evrildi. Hayatımıza “Yeni normal” diye bir söz girdi. Bu ne demek? Yani hayatımızın akışı artık bu şekilde olacak. Ama toplumun büyük kesimi halen geri dönüş olacağını sanıyor. Geri dönüş olmayacağını anlamayanlar nasıl büyük kayıp yaşadığını bir iki yıl sonra fark edecek. Umarım çok geç kalmış olmazlar. Öyle ki uzmanlar, son yirmi yılda gerçekleşen teknolojik gelişmenin oluşturduğu değişimin, önümüzdeki beş yıl içerisinde gerçekleşeceğini söylüyor.

Peki, yakın gelecekte bizi neler bekliyor?

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF), 8 milyon kişiyi istihdam eden, dünyanın en büyük 300 şirketini inceleyerek yayımladığı rapordaki tahminine göre; önümüzdeki beş yıl içerisinde dünyadaki tüm iş yerlerinde, görevlerin yarısını makineler yapacak. Uzmanlar bu tablonun, zaten her geçen gün artan eşitsizlik makasının daha da açılacağı endişesini doğurduğunu söylüyor. Yani işsizlik daha da artacak! Beklenen o ki, 2025’te tüm işlerin yarısını makineler yapıyor olacak.

Rapor ayrıca, “makine-robot devriminin” dünyada 97 milyon yeni istihdam alanı yaratacağını, bununla beraber en az bir o kadar istihdamı da yok ederek, bazı meslek gruplarının sona erme tehlikesi ile karşılaşacağını belirtiyor. Özellikle dijital otomosyanun kullanımından dolayı, bu alanlarda işsizliğin artacağını belirtiyor.

İstihdamın artmasının beklendiği alanlar neler?

Rapor, bakım, büyük veri ve yeşil ekonomi alanlarında ise yeni istihdam alanlarının ortaya çıkacağını söylüyor. Bu durum, zaten adaletsiz olan gelir dağılımı ve eşitsizliğin daha da büyümesi anlamına geliyor. Bu durumdan etkilenmek istemeyenler raporda söylenen alanlara yönelmeleri ve kendilerini bu konularda yetiştirmeleri gerekiyor.

IBM İş Değerleri Enstitüsü’nün 20 ülkede, 22 farklı sektördeki 3800 üst düzey yönetici ile gerçekleştirdiği “COVİD-19 ve İş Dünyasının Geleceği” konulu araştırmasına göre ise, her on kuruluşun altısı, “yeni normale” göre dijital dönüşüme geçiş süreçlerini hızlandırdı. Ayrıca, teknolojinin yeterince gelişmiş olmaması ve çalışanlar ile bazı yöneticilerin değişime direnç göstermesi gibi, değişim ve dönüşüm yolundaki geleneksel algıların yavaşta olsa ortadan kalktığını gözlemlediklerini belirtiyor. Üst düzey yöneticilerin %66’sı, COVİD- 19 dönemiyle beraber, önceden direnç gösterdikleri uygulamaları başarı ile gerçekleştirdiklerini söylüyor. Araştırma, dijital dönüşümün gerçekleşmesinde insan faktörünün çok önemli olduğunu ortaya koyuyor.  Araştırmaya katılan liderler, dijital dönüşümün önündeki en büyük engelleri organizasyonel karmaşıklıkyönetici ve çalışanlar arasındaki fikir ayrılığıbeceri yetersizliği ve çalışanların tükenmişliği ile moralsizliği şeklinde ifade ediyorlar.

NE YAPMAK GEREKİYOR?

Buradaki çarpıcı konu, dijital dönüşümü COVİD-19’un hızlandırdığı gerçeğidir. Çünkü araştırmaya konu olan sektörlerdeki firmaların yarısından fazlası, kalıcı olarak “yeni normale” uygun yapılandıklarını söylüyor.

Demek ki, değişmeyen lider ve yöneticiler önümüzdeki çok büyük fırsatları kullanmak için geç kalacaklar ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıyalar. Her kriz ve kaos kendi fırsatlarını da getirdiği gibi, bu yeni normale ne kadar çabuk adapte olunursa geleceğe o kadar güvenle yürünecek. Değilse, kaçınılmaz hale gelen dijital devrim bir çok sektör ve firmayı yutacak. Bir çok insan işsiz kalırken yeni normale hızlı ayak uyduran bireyler ise yeni istihdam alanlarını dolduracak.

Siz, neyi tercih edeceksiniz? Değişimi görmeyerek veya direnerek yok olmayı mı, yoksa bu kaosun size, sektörünüze ve iş hayatına sunduğu fırsatları tespit ederek, beyinsel ve sistemsel dönüşümü gerçekleştirerek, ayakta ve hayatta kalmayı mı?

Yok olmak veya hayatta kalmak için zaman daralıyor!
Mehmet Çetinbaş
TAKİP İŞ KOÇLUĞU
Kurucu ve Yönetici Koçu

Kontrol Ediliyor

Vergi ve SGK alacaklarını kapsayan af

ENGİN DURSUN Değerli Okurlar; Vergi Mükellefleri açısından baktığımızda bozulan piyasa koşullarında ödenmeyen vergi ve SGK …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir